ACSBoardLiveİletişimGiriş

Dokuz Antihipertansif İlaç Azalmış Depresyon ile İlişkili

Yazan Hasan Ali Barman
Kategori Koroner
Ağustos 28, 2020
2 dak okunur

ACS YouTube Kanalı - Şimdi Abone Olun!

Kaçırdığınız içerikleri izleyin.
Abone Olun

Yaklaşık 4 milyon hastanın 10 yıllık verilerini değerlendiren bir araştırmaya göre, depresyon riski Kardiyovasküler hastalığı olan hastalarda daha yüksektir, ancak spesifik birkaç antihipertansif ilaç daha az riskle ilişkili veya riski artırmıyor gibi görünmektedir.

Danimarka merkezli bu çalışma, antihipertansifler ve depresyon riski ile ilgili ilk çalışma olup, dokuz ilacın depresyon riskini azalttığını ortaya koymuştur.

2005-2015 yıllarını kapsayan çalışma süresince, dört ana kategoride 41 antihipertansif tedaviden herhangi birini alan hastalarda depresyon tanısı riski değerlendirilmiştir. Bunlar anjiyotensin ajanları (ACE inhibitörleri veya anjiyotensin II reseptör blokerleri), kalsiyum antagonistleri, beta blokerler ve diüretikler olarak tanımlanmıştır.

Bu gruplar içinde, depresyon riskinin azalmasıyla ilişkili ajanlar şunlardır: anjiyotensin grubundan 2 molekül (enalapril ve ramipril); kalsiyum antagonisti olan 3 molekül (amlodipin, verapamil ve verapamil kombinasyonları); beta blokerlerden 4 molekül (propranolol, atenolol, bisoprolol ve karvedilol). Bunların dışında kalan ilaçlar ve diüretikler ile depresyon riskinde azalma saptanmamıştır. Ayrıca hiçbir antihipertansif ajan, artan depresyon riski ile bağlantılı bulunmamıştır.

Çalışma süresince antihipertansif tedavi alan toplam 3.75 milyon hastanın verileri değerlendirilmiştir. Bu hastaların yaklaşık 1 milyonu anjiyotensin ilaçları kullanmış olup bir milyondan biraz fazlası da diüretik kullanmıştır. Kalsiyum antagonistleri veya beta bloker kullanan hasta sayısı sırasıyla yaklaşık 835.000 ve 775.000 olarak saptanmıştır.

Örneğin 10 veya daha fazla reçete düzeyinde, risk azalması ramipril için % 17 (HR, 0.83;% 95 CI, 0.78-0.89), enalapril için % 8 (HR, 0.92;% 95 CI, 0.88-0.96) ), Amlodipin için % 18 (HR, 0.82;% 95 CI, 0.79-0.86), verapamil için % 15 (HR, 0.85;% 95 CI, 0.79-0.83), propranolol için % 28 (HR, 0.72;% 95 CI , 0.67-0.77), atenolol için % 20 (HR, 0.80;% 95 CI, 0.74-0.86), bisoprolol için % 25 (HR, 0.75;% 95 CI, 0.67-0.84) ve karvedilol için % 16 (HR, 0.84;% 95 CI, 0.75-0.95) ve Verapamil kombinasyonları için risk azalması % 67 olarak saptanmıştır (HR, 0.33;% 95 CI, 0.17-0.63), ancak çalışmada sadece 130 hastanın verapamil kombinasyonları kullandığı düşünülünce, bu analizin güvenilirliğini sınırlamaktadır.

Sonuçların Yorumlanması

Araştırmacılar, anjiyotensin grubu ve kalsiyum kanal blokerleri için depresyona karşı gözlenen bu koruyucu etkiyi beklerken, beta blokerler için benzer etki beklenmiyordu. Araştırmacılar bu durumu “Renin-anjiyotensin sistemleri, merkezi sinir sistemindeki enflamasyonu modüle ettiği bilinen yollardan biridir ve stres yanıtının düzenlenmesinde rol oynarlar. Anjiyotensin grubu moleküllerin ayrıca anti-enflamatuar etkileri de vardır” diye açıkladılar. Yine benzer şekilde “Hücre içi kalsiyum regülasyonunun bozulması ve reseptör tarafından düzenlenen kalsiyum sinyallemesi depresyonda belirgin hale gelir.”

Buna karşılık, araştırmacılara göre, beta-blokerler bazı eski çalışmalarda artmış depresyon riski ile ilişkilendirilmiştir. Duygudurum bozukluğu öyküsü olan hastalarda bazı klinisyenlerin bu ilaçlardan uzak durduğunu ileri sürmüşlerdir.

Araştırmacılar, moleküllerin depresyona karşı koruyucu özelliğini içindeki rölatif lipofilik veya anti-enflamatuar etki gibi farmakolojik özelliklerdeki farklılıkların önemli olabileceğini ileri sürmektedirler.

Çalışma sonunda ki verilere rağmen, Farmington Connecticut Üniversitesinden, Kardiyoloji profesörü olan Dr. White’ın bakış açısına göre, bir sınıftaki ilaçların tümünün değilde bazılarının koruyucu etkilerinin saptanması “bulguların muhtemelen rastgele olduğu” izlenimini vermektedir. “Örneğin, anjiyotensin grubu 16 molekülden 2’sinin veya 15 beta blokerden 4’ünün veya 10 kalsiyum kanalı blokerinden 3’ünün neden depresyonu azalttığına ve sınıftaki diğerlerinin neden benzer etkilerinin olmadığına dair makul bir gerekçe yok” diye belirtti.
Araştırmacılar bu verilere göre depresyon riski taşıyan hastalar için ilaç seçimini yönlendirmesi gerektiği sonucuna rağmen, Dr. White, “Bu analiz sonuçlarının, klinik uygulamamı değiştirmeye yol açmayacağını söyleyebilirim” diye ekledi.

Çalışmanın baş araştırmacısı, Kopenhag Üniversitesi’nde psikiyatri profesörü olan Dr. Lars Vedel Kessing’e göre, birçok değişken antihipertansif ilaç seçimini etkiliyor. Bununla birlikte, kardiyovasküler veya serebrovasküler hastalığı ve hipertansiyonu olan hastalarda depresyon riski yüksektir.

Duygudurum bozukluğu riski söz konusu olduğunda, depresyona karşı koruma ile ilişkili dokuz molekülden birinin kullanılması, “özellikle daha önce depresyon veya anksiyetesi olan ve aile öyküsü olup depresyon gelişme riski yüksek olan hastalarda” bu ilaçlar düşünülebilir.

Bununla birlikte, Dr. Kessing “Endikasyonlarla karıştırılma riski nedeniyle farklı antihipertansiflerin birbirleriyle karşılaştırılmadığını, bu nedenle de ilaçlar arasındaki rölatif riski dikkate almanın makul olmadığını” belirtti.

Kaynak:

Kessing LV et al. Hypertension. 2020 Aug 24. doi:10.1161/HYPERTENSIONAHA.120.15605


Önceki Yazı
Kadın ve Erkeklerde Ejeksiyon Fraksiyonuna Göre Mortalite Farklı mı?

Hasan Ali Barman

İÜ Cerrahpaşa Kardiyoloji Enstitüsü

sponsorlu icerik
SPONSORLU İÇERİK

İlgili Yazılar

STEMI Uygulaması Tedavi Süresini Kısaltabilir
Mayıs 08, 2021
2 dak
© 2021, Tüm Hakları Saklıdır.

Kısayollar

Editör olunHakkımızdaİletişim

Sosyal Medya